18 Mayıs 2008 Pazar

Yenilenen en yaşlı hücremiz 15 yaşında


Vücudun doğumdan ölene kadar sürekli yenilendiği, vücuttaki en yaşlı hücrenin 15 yaşında olduğu bildirildi.

İsveçli bilim adamları, arkeoloji ve paleontolojide kullanılan karbon 14 yönteminden yola çıkarak bazı dokuların "hayat sürelerini" araştırdı.

Bazı hücrelerin DNA'sında bulunan karbon 14 düzeyini ölçen ve insan vücudundaki hücrelerin çoğunun 10 yaşından küçük olduğunu gören araştırmacılar, hücrelerin en yaşlısının 15 yaşındaki, en yavaş kendini yenileyen, bağırsak çeperindeki ve kaburga kemiğinin üzerindeki kas hücreleri olduğunu belirtti.

Araştırma, bölünerek çoğalamayan ve kendini yenileyemeyen tek hücre olan nöronlarının (sinir hücresi) kişiyle aynı yaşta olduğu iddiasını da doğruladı.

Ancak hücreler yenilense de bunun yaşlanma sürecini engellememesinin nedeni halen sır. Bazı bilim adamları, hücrelerin belli sayıda bölünebilmeye programladığı görüşünü savunuyor.

İsveçli başka bir ekibin yakın zamanda yaptığı araştırma, obezitenin ve rejimden sonra aynı kilonun korunmasında zorlanmanın nedeninin hücre yenilenmesinden kaynaklanabileceğini göstermişti.

16 Mayıs 2008 Cuma

Tıbbi Bitkiler ve Fitoterapi







Mabedağacı , Bakiresaçı Ağacı
Kullanılan Kısmı: Yapraklarının kuru extresi
Kullanım Alanları:
Kan akımının düzelmesi, kanın akışkanlık özelliklerinin iyileşmesi , antioksidan , hücrelerin oksijenlenmesini sağlayıcı , Hücre ve organ harabiyetini önleyici , gözü koruyucu ve katarakt oluşumu engelleyicidir.Organik beyin sendromuna bağlı olarak gelişen serebral performans bozukluklarının semptomatik tedavisinde ; (Hafıza zayıflığı , konsantrasyon bozukluğu , depresyon ,anxiyete (huzursuzluk) , baş dönmesi , kulak çınlaması , başağrısı) , allerjik enflamasyonlar , periferik arteriyel tıkanmalarda kullanılır.

Eczanelerde tablet ve damla şeklinde hazır preparatları mevcuttur.
Gebelerde kullanılması önerilmez.

Sarı Kantaron Binbirdelik Otu (Hypericum Perforatum, St.John's Wort,Kanotu, Kılıçotu,Yaraotu,Mayasılotu)
Kullanılan Kısmı:
Avrupa'da uzun süredir ruhsal bozuklukların tedavisinde kullanılan bir bitkidir.Son yıllarda Anerika'da da oldukça populer olmustur. Avrupa'da tarla, yol ve orman kenarlarında kendiliğinden yetişen bitki Kuzey Amerika'ya da uyum sağlamış ve doğal olarak kırlarda yetişmeye başlamıştır.Haçlılar Sarı çiçekleri toplayarak zeytinyağında bekletirlerdi.Yağ kırmızı renk alınca kesik ve çizikler için tedavi edici olarak kullanılırdı.
Bitki eski Yunan ve Roma medeniyetleri zamanında kötü büyülere karşı koruyucu olarak ünlenmişti.Kullanılan kısmı çiçeklenme döneminde toplanan çiçek ve tomurcukların toplanarak hemen kurutulması ile elde edilir.

Özellikleri:
Son zamanlarda Amerika ve Avrupa'nın en çok satan Herb'idir. Hypericin ve pseudohypericin gibi bileşikler bitkinin %0.05-0.3 ünü oluşturan karakteristik bileşenleridir.

Kullanım Alanları:
-Depresyon:Yayılma yeri olan Almanyada bitkisel tedaviyi seven doktorlar tarafından ılımlı depresyonlarda birtakım tanınmış antidepressanlardan daha fazla önerilmektedir.

Bu konudaki birçok otorite bu bitkiyi özellikle menapozun oluşturduğu ruhsal çöküntüyü engellemek için uygun bir bitki olarak görür.

Avrupada antidepressan özelliğini kanıtlamak için bir çok çalışma yapılmıştır.Amerika 'da da halen çalışmalar sürdürülmektedir.

Ancak antidepressan etkisini ve güvenilirliğini kanıtlayan bir sonucun ortaya çıktığı söylenemez.
-Bitkinin geceleyin beyinden melatonin salınımını arttırarak uykuyu güçlendirdiği bildirilmiştir
-Bir çalışma bitkinin zihinsel konsantrasyonu arttırdığı, kavrama yeteneğini geliştirdiğini rapor etmiştir. Ancak bu etki kuramsaldır.
-Antiviral ve antibakteriel etkileri vardır.
-Antienflamatuar etkisi vardır.
-Derinin melanin kaybı ile birlikte giden ve kısmi renk bozuklukları ile karakterize vitiligonun tedavisinde yardımcıdır.
-Birçok antienflamatuar ilaçtan farklı olarak ülser ile mücadele de de etkili olduğu rapor edilmiştir.
-Halk arasında(Avrupa'da) ishal tedavisinde, romatizmal ağrıların tedavisinde, yatağa işemelerde gut hastalığının tedavisinde kullanılmıştır.
-Bitki hakkındaki araştırmalar hala sürmektedir.

Kullanım Şekli:
Çay şeklinde ve hazır tablet veya kapsül halinde preperatları mevcuttur.

Yan Etkiler ve Etkileşimleri:
Hamilelerde kullanılması yeterli klinik çalışma olmadığı için önerilmez.
Açık tenli kişilerde bitki kullanımı sırasında ışığa karşı hassasiyet oluştuğu için ışıklı ortamlardan sakınmaları önerilir.

Yan Etkiler:
Veterinerlikle ilgili kaynaklar bitkiyi ışığa karşı duyarlılık oluşturduğu için zehirli otlar sınıfına koyarlar.
35 yaşındaki bir kadında 4 haftalık bir tedavi sonrasında güneş ışığına maruz kalan cilt kısımlarında yakıcı bir ağrı gelişmiş ve tedaviyi kestikten 2 ay sonra bu etki ortadan kalkmıştır.
Bazı hastalarda sindirim bozukluklarına neden olmuştur.
Bazı kişilerde allerjik reaksiyonlara sebep olabilmektedir.
Bu gibi hallerde kullanımı kesmek gerekir.

Yeşil Çay , Green Tea
Kullanılan Kısmı:Yaprakları

Kullanım Alanları:
Bütün çaylar (yeşil ve siyah çaylar) bu bitkiden elde edilir.4000 yıldır Çin'de tıbbi amaçlarla kullanılmaktadır. Başağrısı, vücut ağrıları, hazımsızlık, depresyon, immun sistem destekleyicisi, toksinleri uzaklaştırıcı, enerji verici ve yaşam uzatıcı olarak kullanılmaktadır.

Modern tıpda şu özellikleri gözlemlenmiştir:
-En önemli özelliği kanser riskini azaltmasıdır.İçerdiği polifenollerin kanser riskini azalttığı ileri sürülmektedir.
-İmmun sistem hücrelerini uyarır.
-Total kolesterol seviyesini azaltır; HDL ve LDL dengesini düzenler.
-Kan basıncını azaltıcı özelliği ile hipertansiyonda etkilidir.
-Pıhtılaşmayı engelleyici özelliği vardır.
-Antibakteriyel özelliktedir; bakterilerce oluşturulan diş plaklarının oluşumunu engeller.
-Yüksek oranda C vitamini içerir.

Melissa Officinalis:Oğul Otu , Kovan Otu , Limon Nanesi
Kullanılan Kısmı: Çiçekleri , yaprakları ve yağı

Kullanım alanları:
Antispazmotik (spazm çözücü) , sakinleştirici , gaz giderici , sinirsel kaynaklı mide ve barsak rahatsızlıkları , uyku bozuklukları, sinirsel rahatsızlıklar , işlevsel kalp rahatsızlıkları , organizmanın dengelenmesi ve savunma gücünün arttırılması.

Histeri , melankoli ve uykusuzluğu azaltıcıdır. Astımın bazı tiplerinde , kronik bronşial inflamasyonlarda , kolikler , hazımsızlık , gaz şikayetleri ve kramplarda ferahlatıcı etkisi vardır.Baş ağrısı , baş dönmesi , sersemlik , diş ağrısı gibi şikayetleri azaltır.

Ezilerek yapılan lapası yaraların , böcek ısırıklarının iyileştirilmesinde etkilidir. Meme bezleri tıkanıklıklarında yapraklarıyla kompres önerilir.

Tıbbi Papatya, Mayıs Papatyası
Kullanılan Kısmı: Çiçekleri

Kullanım Alanları:
Aftlar (ağızdaki küçük ülserler), gingivitis, hazımsızlık, mide ekşimelei, kolikler (gaz sancıları), mide ve barsak ülserleri, irritabl kolon sendromu, ülseratif kolit gibi hastalıklarda, ishallerde, konjonktivit, blepharid gibi göz hastalıklarında, ruhsal çöküntü ve uykusuzlukta, egzema ve cilt irritasyonlarında kullanılır.

Antienflamatuar (iltihabı önleyici), antispazmotik(spazmı önleyici) ve mide barsak sistemindeki düz kasları gevşetici özellikleri vardır.

Çay şeklinde içilerek, yağıyla masaj yapılarak, buğu şeklinde , suyuyla saçlara friksiyon yapılarak, banyo suyuna katılarak kullanılabilir.

Dahili kullanımında bronşiyal spazmlar, haricen kullanımında allerjik deri reaksiyonları görülebildiği bildirilmiştir.

Yurdumuzda hazır çay şeklinde preperatları mevcuttur.Yurt dışında tablet, kapsül ve tentür şeklinde preparatları vardır.

12 Mayıs 2008 Pazartesi

Yaz İksiri Meyveler

Hep bir ağızdan “çok sıcak” diyerek havayı iyice alevlendirdiğimiz yaz günlerinin en iyi serinleticisi, eşsiz atıştırması ve hatta çoğu zaman da ana yemeği hiç kuşkusuz yaz meyveleri.

İyi bir vitamin ve mineral kaynağı olan yaz meyvelerinin yararları saymakla bitmiyor. Uzmanlar yaz mevsiminde de günde beş porsiyon sebze ve meyve yemeği öneriyor. İşte yaz meyvelerinin maharetleri.

KAVUN
B vitamini, brom ve iyot içeren kavun, sinirleri yatıştırıyor ve kanı temizliyor. Kolay bir uyku sağlamanın yanı sıra; damar tıkanıklığı ve kansızlık için de öneriliyor. Açık renkli ve düz kabuklu “bal kavunu” iyi bir C, A vitamini, potasyum ve çinko kaynağı olarak en değerliler arasında yer alıyor.

Cildi kuru olanlar için
1 ölçü süt,
1 ölçü kavun suyu ve
1 ölçü su ile hazırlanan karışım, iyi sonuç veriyor.
Meyve salataları, pasta ve tartoletlerde bol bol kullanarak, hem lezzetinden hem de besin değerinden yararlanabilirsiniz. Kavun, kalp ve böbrek hastalarının diyetlerinde sıkça kullanılan bir meyve. Endişe ve uykusuzluğa iyi geliyor. Ufak bir hatırlatma; kavunu kestikten hemen sonra tüketilmesi gerekiyor.

KİRAZ
Kanı sulandırıyor ve temizliyor. Kiraz tüketimi, gut hastalığına yakalanma riskini düşürüyor. Böbrek ve mesane yollarını kumlardan temizliyor. Karaciğer şişliğine iyi gelirken, safra akışını normale döndürüyor. Romatizma, damar sertliği ve mafsal kireçlenmesine karşı oldukça faydalı. İdrar söktürücü özelliğiyle böbreklerin dostu ve vücudu zehirli maddelerden temizliyor. Vücuttaki fazla suyun atılmasıyla, dolaylı olarak zayıflamaya yardımcı oluyor.
İçerdiği madensel madde ve vitaminler nedeniyle hastalıklara karşı dayanıklılığı artırıyor. Yapısındaki bol fosforuyla sinirleri kuvvetlendirerek sakinlik sağlıyor. A vitamini kaynağı karoten içeren kiraz, aynı zamanda da gözlerin dostu.

ERİK
Bünyesinde B1, B2, B3, B6, A, C ve E vitaminleri, protein, karbonhidrat, selüloz ve mineral olarak da kalsiyum, sodyum, demir, potasyum ve magnezyum bulunuyor. Regl düzenleyici, idrar söktürücü ve terletici etkiler oluşturuyor.
B vitamini ihtiva eden erik, bu özelliği sayesinde sinir sistemini takviye ediyor. Sindirim sistemi üzerinde de olumlu etkisi var. İyi bir antioksidan ve C vitamini kaynağı olarak, kalbin de dostu.

ÇİLEK
Yaşlanmaya bağlı macular (gözde görmeyi netleştiren bölge) dejenerasyona karşı koruyucu olduğu saptanmıştır. Cilt sorunları olanlar için iyi bir meyve. Böbrek, idrar yolları ve bağırsak sorunları için de birebir. Ayrıca diş etlerini güçlendiriyor, dişlerdeki tartarı önlüyor, ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor. Yüksek oranda C vitamini bulunduğu gibi, yüksek tansiyon ve kolesterolü düşüren maddeler de içeriyor.

KAYISI
Mükemmel bir A vitamini, iyi bir C vitamini, lif, triptofan (serotonin öncüsü bir amino asit) ve potasyum kaynağı. Beta-karoten ve likopen içeriği ve lifli yapısı sayesinde iyi bir kalp dostu olmasının yanı sıra, kansere karşı da koruyor.
Lifli yapısı sayesinde kabızlığa ve bağırsak tembelliğine iyi geliyor. Cildi, mikrop ve mantarlardan koruyor, güzelleştiriyor. Gözlere parlaklık veriyor. Kalp kaslarını kuvvetlendirirken, safra bezlerini de temizliyor ve böbrekleri çalıştırıyor. Sinirleri güçlendirirken, uykusuzluğa da iyi geliyor. Kemiklerin çok daha düzgün ve sağlam olmasında önemli rol oynuyor. Üreme sistemi üzerinde önemli rolü bulunup, cinsel gücü artırıyor.

KARPUZ
Kalp fonksiyonlarının ve kan basıncının düzenlenmesine yardımcı oluyor. Lif kaynağı olduğundan bağırsak hareketlerini düzenliyor. Üre ve ürat tuzlarını temizliyor ve idrar söktürüyor. Barındırdığı “likopen” maddesi, kalbi enfarktüs olasılığına karşı koruyor.
Bol miktardaki potasyum, böbreklerin daha iyi çalışmasını ve böylece böbrekler tarafından vücuttan sodyumun atılmasını hızlandırıyor.

ÜZÜM
Kansızlığın tedavisinde etkili. Yüksek tansiyonu kontrol altında tutmaya yardımcı oluyor. Böbrek ve bağırsak sisteminin çalışmasını düzenliyor. İyi bir enerji kaynağı.
Güneş ışınları, stres ve sigara nedeniyle bozulan cildi güçlendiriyor. Beyin hücrelerini zinde tutuyor. Kalp ve damar sistemindeki dokulara esneklik sağlıyor. Yaşlanma etkilerini azaltıyor.

11 Mayıs 2008 Pazar

Loğusalık Döneminde Tehlike Belirtileri


Loğusalık dönemi bir yandan bebeğinizin ihtiyaçlarını karşıladığınız, öte yandan gebeliğe bağlı oluşan etkilerin silinmeye başladığı bu dönemde çeşitli yakınmalarla başa çıkmaya çalıştığınız bir dönemdir. Her ne kadar tümüyle seyreden bir gebelik ve doğumun loğusalığı da sıklıkla sorunsuz seyretse de aşağıdaki yakınma ya da belirtilerden birini gözlemlediğinizde doktora başvurmalı ve gerekli tetkik ve tedavinin yapılmasını sağlamalısınız.
Aşağıda yaralan belirtiler sizde mutlaka normal dışı bir durum varlığını göstermezler, ancak mutlaka doktor incelemesi gerektirirler.

Ateş
Vücut ısısı yükselmesi en az iki adet ölçümde vücut ısısının 38 derece ve üzerinde olmasıdır ve her zaman aydınlatılması gereken bir durumdur. Loğusalıkta en sık ateş nedeni memelerin aşırı dolgun olmasıdır (süt ateşi, loğusalık ateşi). Bunun dışında endomiyometrit (uterus ve uterus iç zarı enfeksiyonu) ve idrar yolu enfeksiyonu loğusalıkta sıklıkla ateş yapan iki enfeksiyon türüdür. Epizyotomi yarasının enfeksiyonu, sezaryen cilt ve cilt altı yarası enfeksiyonu da ender olarak ateşe neden olabilirler. Ayrıca ateş, loğusalıkta tesadüfen geçirmekte olduğunuz diğer bir enfeksiyonun (grip, üst solunum yolu enfeksiyonu gibi) belirtisi olabilir.

Karın ağrısı
Loğusalıkta karın ağrısının en sık görülen nedeni uterusun "toparlanma" yani gebelik öncesi döneme geri dönme sürecinde kasılması ve bunun anne tarafından "ağrı" olarak algılanmasıdır. Bunun dışında endomiyometrit (uterus ve uterus iç zarı enfeksiyonu) ve idrar yolu enfeksiyonu da karın ağrısı şeklinde belirti verebilir.

Aşırı kanama, pıhtı düşürme
Loğusalığın ilk günlerinde kanama normal kabul edilir. Ancak günlük kanama miktarının normal adet kanamasından iki kat ya da daha fazla olması mutlaka doktor değerlendirmesi gerektirir. Muhtemel neden plasentanın bir parçasının uterus içinde kalması olabileceği gibi endomiyometrit (uterus ve uterus iç zarı enfeksiyonu) de söz konusu olabilir.

Kötü kokulu ve/veya miktarca fazla akıntı
Loğusalık döneminde akıntı normal kabul edilir ve akıntının nitelikleri loğusalığın dönemine göre değişkenlik gösterir. Loğusalık akıntısı ya da "loşi" adı verilen bu akıntı doğumdan sonraki 4-6 hafta boyunca devam eden özel bir akıntı türüdür. Amacı uterusun içindeki "gebeliğe bağlı kalıntıların" atılmasıdır. İlk günlerde kanama şeklinde olan bu akıntı kısa zamanda pembeleşir, daha sonra rengi sararır ve nihayet beyazlaşarak loğusalık bittiğinde tümüyle biter. Gebelik öncesi dönemde fizyolojik (herhangi bir soruna bağlanmayan) akıntısı olan kadınlarda loğusalık bittiğinde bu fizyolojik akıntı genellikle geri döner.
Loğusalık akıntısı özellikle sabah kalktığınızda daha fazla olabilir. Bunun nedeni gece boyunca yatmaya bağlı olarak vajinada biriken akıntının ilk ayağa kalktığınızda nispeten daha hızlı boşalmasıdır.

Yukarıdakilerden farklı özellikler taşıyan her akıntı doktor tarafından değerlendirilmelidir. Kötü kokulu bir akıntı enfeksiyon belirtisidir. Özellikle beraberinde karın ağrısı ve ateş gibi belirtiler de söz konusu olduğunda sıklıkla endomiyometrit (uterus ve uterus iç zarı enfeksiyonu) söz konusudur. Tek başına kötü kokulu akıntı basit bir bakteriyel vajinit belirtisi olabileceği gibi epizyotomiyle normal doğum yapmış olan annelerde epizyotomi tamir edilirken kanamanın görüş sahasını kapatmasını engellemek amacıyla vajinaya yerleştirilmiş ve tamir sonrası çıkarılması unutulmuş bir tampon da söz konusu olabilir. Köpüklü bir akıntı trikomonas enfeksiyonuna işaret ederken, peynir kesiği gibi bir akıntı ve beraberinde vajina ve/veya vulvada kaşıntı sıklıkla bir mantar enfeksiyonuna işaret eder.

Bacaklardan birinde ya da ikisinde ağrı, kızarıklık, şişme
Gebelik dönemi özellikle toplardamarlarda pıhtı oluşumuna zemin hazırlar ve bu risk loğusalığın ilk günlerinde devam eder. Derin ven trombozu (DVT) (dokunun derinlerinde yar alan bir toplar damar içinde pıhtı oluşumu) adı verilen durum kendini tıkanıklık oluşan bölgenin gerisinde kızarıklık, ağrı, şişme ve bölgesel ısı artışı şeklinde belli eder. Bu belirtilerin tümü birden oluşabileceği gibi özellikle hastalığın başında yalnızca biri söz konusu olabilir.

DVT tedavi edilmediğinde toplardamar içinde oluşan trombüs (pıhtı) yerinden kalkarak akciğer atardamarlarından birinin tıkanmasına neden olabilir. Pulmoner emboli ("akciğer damarı tıkanıklığı") adı verilen bu durum anne ölümlerinin başta gelen nedenlerinden biridir. Bu nedenle yukarıdaki belirtilerin varlığında en kısa zamanda doktora başvurulmalı ve tedaviye hemen başlanmalıdır. Memelerde aşırı ağrı, ısı artışı, bölgesel kızarıklık

Memelerde emzirme döneminde çeşitli sorunlar ortaya çıkabilir.
Bu sorunlar basit bir angorjman ("dolgunluk") şeklinde olabileceği gibi bakterilerin meme(ler)de enfeksiyon yapması (mastit) söz konusu olabilir. Her iki durumda da memelerden birinde ya da ikisinde ısı artışı, dolgunluk, ağrı ve vücut ısısında artış söz konusudur. Bunlara ek olarak memelerden birinin diğerine göre çok daha ağrılı olması, o meme üzerinde "baş vermiş" bir absenin ele gelmesi meme absesi düşündürür.

Meme absesi sıklıkla erken aşamalarında tedavi edilmemiş basit bir mastit sonucunda gelişir. Memelerin aşırı dolgunlaşması durumunda sıklıkla birkaç tedbirle tedavi sağlanırken (yukarıdaki linke tıklayın), mastit durumunda sıklıkla antibiyotik tedavisi gerekir. Abse ise cerrahi bir işlemle boşaltılması gereken bir durumudur. Meme enfeksiyonu belirtilerinin erken tanınması ve tedavisi abse gelişiminin önlenmesi açısından önemlidir.

Bariz ruhsal değişiklikler
Loğusalık depresyonu anne tarafından her zaman fark edilmeyebilir ve bu durumlarda ailenin diğer bireyleri ve sıklıkla kadının eşi doktora başvurulması gereken durumları tanımalıdır.

Perine bölgesinde ağrı
Normal doğum yapmış ve özellikle de doğum esnasında epizyotomi uygulanmış annelerin bu belirtiye çok duyarlı olmaları gerekir. Epizyotomi tamir edildikten sonraki ilk saatlerde bölgede ortaya çıkan ağrı bir epizyotomi hematomuna işaret edebilir (hematom: bölgede kan toplanması). Yine ilk günlerde ortaya çıkan ağrı epizyotomi dehisansı (dehisans: dikişlerin açılması) ve/veya epizyotomi yeri enfeksiyonuna işaret edebilir.

Epizyotomi ya da sezaryen dikişlerinde ağrı, akıntı, bölgede kızarıklık
Bu belirtiler bölgesel bir enfeksiyona işaret edeler ve doktor tarafından değerlendirilmelidirler.

Makattan kanama
Gebelik dönemi hemoroid (basur) oluşumu için zemin hazırlar ve risk loğusalıkta da devam eder. Özellikle dışkının kanla boyalı olduğunun görülmesi beraberinde ağrı olsa da olmasa da mutlaka doktor değerlendirmesi gerektiren bir durumdur.

Değerlendirme gerektiren diğer belirtiler
İdrar yaparken yanma (idrar yolu enfeksiyonuna işaret eder), idrar boşaltamama hissi (epizyotomi ağrısı idrarın tümüyle boşaltılmasını engellediğinde bu his ortaya çıkabilir), halsizlik-uykuya eğilim-üşüme gibi kansızlık belirtileri, gaz ya da dışkı kaçırma (doğumda perinenin ileri derecede yırtılması neticesinde gaz ve dışkı tutucu mekanizmanın hasar görmesi) gibi belirtiler doktor değerlendirmesi gerektiren diğer durumlardır.

24 Nisan 2008 Perşembe

Avakado


Avokado kabuğu yeşil, yenen kısımları beyaz, iri çekirdekli bir meyvedir. Avokado tam olgunluğa toplandıktan sonra erişir. Lezzetini anlamak için olgunlaşmasını beklemek gerekmektedir. Bunun için hemen tüketmek üzere satın alıyorsanız, yumuşak olanı seçmeniz gerekir. Seçerken aynı zamanda derisinin parlak ve kaygan olmasına, salladığınızda çekirdeğin sesinin gelmesine dikkat edin. Birkaç gün sonra tüketecekseniz, sert olanı tercih etmeniz daha iyi olacaktır.

Faydaları
Kabıza karşı etkili, bağışıklık sistemini güçlendirici özellikleri bulunmaktadır. İçerdiği doymamış yağ asitleri kanda kolesterolün yükselmesini önler dolayısıyla Kalp ve damar hastalıkları için en iyi doğal ilaçtır. Avokado, vücutta toksit maddeleri etkisiz hale getirerek, yaşlılığa yol açan zararlı maddeleri yok eder. Dolayısıyla yaşlanma sürecini yavaşlatarak hastalıkları önlemede önemli rol oynar.
İçeriğinde bulunan protein, mineral ve vitaminler küçük çocukların ve hamile bayanların dengeli ve sağlıklı beslenmelerinde çok gerekli olan maddelerdir. Avokado, vücudun karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasında düzenleyici olarak görev yapar.

Nasıl ve Nerede Kullanacağız?
1. Meyve uzunlamasına ortadan kesilir. Ortadaki iri çekirdek çıkarılır. Meyve ince ince cips gibi doğranır veya ezilir. Tuz, kırmızı veya karabiber ekilir. Limon sıkılır karıştırılır. Arzuya göre biraz taze yada kuru soğan kıyılarak ilave edilir, Maydanoz ve domates ilave edilebilir. Salata gibi yenir, yağ istemez.
2.Soyulmuş ve ezilmiş avokado sarımsaklı yoğurt ile karıştırılır. Limon ilave edilmez, böyle de yenilebilir.
3. Omlet yapılır. Peynir yerine avokado konur.
4. Mantar sote gibi sote yapılabilir.
5. Ezilmiş avokado bal ve ezilmiş cevizle karıştırılır. Bu takdirde tuz, limon, biber ilave edilmez.

Bazı öneriler
1. Avokadoları soyduktan sonra kararmamaları için limonlu suda bekletin.
2. Saltalar için, avokadoları dilimlemek yerine bir kaşıkla oval parçalar çıkardıktan sonra üzerlerine limon sıkarak servis yapabilirsiniz.
3. Çabuk sos hazırlamak için, soyulmuş avokadoyu püre haline getirin. İçine 1 çorba kaşığı rendelenmiş soğan, 1 limonun suyu, tuz ve karabiber ekledikten sonra karıştırın. Havuç, salatalık ve kerevizle servis yapılır.
4. Avokado tavuğa çok yakışır. Taze bir pidenin veya sandviçin içine haşlanmış tavuk, ince dilimlenmiş avokado, salata yaprakları, domates dilimleri , taze soğan koyulur, arasına mayonez gezdirilir afiyetle yenir.

18 Nisan 2008 Cuma

JAPLO Burun Solunum Aleti (NASAL ASPİRATÖR)


Bebeklerde burun tıkanıklığı sümkürememelerinden kaynaklanır. Japlo Burun Solunum Aleti, en hijyenik ve en etkili biçimde bebeğin genzini temizleme özelliği sayesinde bebeğin rahatını ve annenin huzurunu sağlayan bir üründür.

Özellikler ve Faydalar
Japlo Burun Solunum Aleti, özgün tasarımı sayesinde bebeğin genzini temizleyerek daha kolay nefes almasını sağlayan etkili bir yöntem sağlar.

Yumuşak ve yuvarlık biçimli meme sayesinde bebeğin burun deliklerine kolaylıkla yerleştirilebilir.

Bağlantı tüpü, annenin aspiratörü kolayca uygulamasını sağlayacak ideal uzunluktadır.

Bebeğin sümüğünün, bağlantı tüpüne tekrar dolmadan temizlenebilmesi için şişeye bir güvenlik subabı iliştirilir.
Japlo Burun Solunum Aleti, kullanılmadığı zamanlar temiz ve hijyenik bir çantada saklanır.

Vitamin eksikliği, belirtileri ve yaptığı hastalıklar



Vitaminler büyümemiz, hücrelerimizin yenilenmesi ve enerji üretimimiz için zorunlu maddeler.İnsan vücüdu vitaminleri kendiliğinden üretemez. Bu yüzden sağlığımız için gerekli olan vitaminleri ya yediğimiz yiyeceklerden veya çeşitli ilave vitamin preparatlarından sağlamamız gerekir.Vitaminler yağda eriyen vitaminler ve suda eriyen vitaminler olmak üzere iki alt gruba ayrılırlar.
A, D, E ve K vitamininden oluşan yağda eriyen vitaminler sentezleri için kolesterol gerektiren, yağ dokusunda depolanabilen ve ihtiyaç anında salınabilen vitaminlerdir. B vitamin kompleksleri ailesinden ve C vitaminin den oluşan suda eriyen vitaminler ise vücutta depolanamazlar ve hergün belirli miktarlarda dışarıdan alınmaları gerekmektedir.

Sağlığımız kadar gençlik ve güzelliğimizin de temel taşlarını oluşturan vitaminlerin eksiklikleri bir çok sorunu da beraberinde getiriyor.

A VİTAMİNİ
Vücudun enfeksiyonlara karşı direncini arttıran ve hücre yenilenmesini sağlayan A vitamini yeşil sebzeler, domates, tahıllar, bitkisel yağlar, havuç, lahana, bal ve kuruyemişlerde bol bulunuyor. Eksikliğinde görme bozuklukları, yüksek tansiyon, saçta ve tırnaklarda kırılmalar, ciltte kuruma, halsizlik ve enfeksiyonlara karşı dirençsizlik görülebiliyor.

B1 VİTAMİNİ
Sinir sisteminin sağlığını korumada önemli bir rol oynuyor. Kan dolaşımını düzene sokuyor. Peynir, yumurta, balık ve tahıllarda bol miktarda bulunuyor. B1 vitamini eksikliği sinir ve dolaşım sistemi rahatsızlıkları, sindirim sistemi bozuklukları ve yorgunluğa sebep olabiliyor.

B6 VİTAMİNİ
Kan hücreleri üretimini sağlıyor. Kalbi güçlendiriyor, böbreklerin düzenli çalışmasına ve kolesterolün düşmesine yardımcı oluyor. Vücudun bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Yumurta, tavuk, havuç ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunuyor. Eksikliğinde böbrek taşları, sinir sistemi hastalıkları, kansızlık ve halsizlik görülüyor.

B12 VİTAMİNİ
Hücrelerin kendini yenilemesini sağlıyor. Sinir sistemini güçlendiriyor. Proteinlerin vücut tarafından kullanılmasını kolaylaştırıyor. Çocukların sağlıklı gelişiminde önemli rol oynuyor. Sakatat ürünleri, peynir ve sütte bol miktarda bulunuyor. B12 vitamininin uzun süreli eksikliği Alzheimer gibi kalıcı sinir sistemi hastalıklarına ortam sağlayabiliyor. Uyuşukluk, kolay hastalanma, çocuklarda iştahsızlık ve gelişimini tamamlayamama gibi durumlara sebep oluyor.

C VİTAMİNİ
Kan dolaşımınını düzenleyen, hücrelerin kendini yenilemesini sağlayan, diş etlerinin güçlenmesini sağlayan C vitamini, yeşil biber, çilek, maydanoz, yeşil sebzeler, domates, kırmızı lahana ve turunçgillerde bulunuyor. Yeterli miktarda C vitamini almayanlarda kas zayıflığı, romatizma, dolaşım sistemi rahatsızlıkları, diş çürümeleri, selülit ortaya çıkabiliyor.

D VİTAMİNİ
İskelet sisteminin gelişmesinden ve güçlenmesinden sorumlu olan D vitamini en çok yeşil sebzelerde, balıkta ve zeytinyağında bulunuyor. Güneş de en önemli D vitamini kaynaklarından biri. D vitamini eksikliğinde raşitizm hastalığı, çocuklarda büyüme bozuklukları, diş çürümeleri ve diş eti hastalıkları, ilerleyen yaşlarda kemiklerde deformasyon görülebiliyor.

E VİTAMİNİ
Antioksidan özelliği sayesinde kansere karşı doğal bir koruyucu görevi görüyor. Hücrelerin kendini yenilemesini sağlayarak yaşlanmayı geciktiriyor. Sağlıklı bir cinsel yaşam için de önemli olan E vitamini bitkisel yağlar, tahıllar, badem, ceviz, ayçekirdeği ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde bol miktarda bulunuyor. Yeterli E vitamini almayanlar daha erken yaşlanabiliyor. Ayrıca kısırlık, iktidarsızlık gibi çeşitli cinsel rahatsızlıklara rastlanma olasılığı da artıyor.

K VİTAMİNİ
Yaralanmalarda kanın pıhtışmasını sağlayarak, fazla miktarda kan kaybı olmasını engelliyor. İçerdiği antioksidan maddelerle vücudu kansere karşı koruyor. Hücre yenilenmesini sağlıyor. Kemik yapısını da güçlendiren K vitamini karnabahar, lahana, brokoli ve brüksel lahanası gibi sebzelerde bulunuyor. Eksikliğinde vücudun bağışıklık sistemi zayıf düşerek hastalıklara yakalanması kolaylaşıyor. Kesikler ve yaralar daha geç iyileşiyor. Vücudun daha erken yaşlanmasına sebep olabiliyor.

GEREKLİ OLAN VİTAMİNLERİ BESİNLERDEN ALABİLİRİZ

Karbonhidrat, protein ve yağ gibi ana besin öğelerini yeterli miktarda içeren besinlerle yapılan dengeli beslenme, bazı özel durumlar hariç vücudun günlük gereksinimine yetecek kadar vitamin sağlar. Ancak, günlük beslenmeniz sebze, meyve, hububat, süt ürünleri, et-yumurta gibi protein açısından zengin besinlerden herhangi birini içermiyor ya da az miktarda içeriyorsa, ihtiyacınız olan vitaminlerin tümünü besinlerden sağlanamayacağından vitamin takviyesi gerekir. Vitamin eksikliği çok çeşitli belirtiler verebilir ve başka pek çok hastalığa öncülük edebilir. Dengeli ve yeterli beslenme ile vitamin eksikliği önlenebilse de bu oldukça zordur. Bunun için hergün 3 porsiyon süt ve süt ürünleri, 2 porsiyon et, balık, yumurta, 3 porsiyon meyve, 4 porsiyon sebze, 9 porsiyon ekmek ve tahıl ürünleri yenilmelidir.
Vitaminler.org